İstanbul Havası

İstanbul’daki en sevdiğim mekanlardan biri: Tarihi Yarımada. Farkettim ki senede en az bir kez kendime bir bahane yaratıp, Eminönü, Sirkeci, Sultanahmet ve çevresine gidiyorum, her gittiğimde de çok memnun kalıyorum. Tarihi Yarımada ile aramdaki bağ belki Cağaloğlu’nda 7 sene geçirmiş olmamdan geliyordur, belki de hakikaten çok güzel olmasından! Her gidişimde yarımadanın sakladığı tarihsel zenginlik ve doğal güzellikler beni büyülüyor. Bu büyünün etkisiyle yoldan bir turist çevirip suratına, ‘Eminim ki daha önce böyle bir yer görmemişssindir, haydi çabuk pek çok döviz bırak, sonra da ülkene dön ve herkese buradan bahset!’ diyesim geliyor.

Aslında buralar ben daha lisede okurken pek tekin olmayan, insanların gitmekten rahatsız olduğu, pis ve çoğunlukla bohem (!) turistlere ev sahipliği yapan bir bölgeydi. Hatta aklımda hep böyle kaldığı için, üniversiteyi okurken Emninönü-Sultanahmet civarlarına pek uğradığımı da söyleyemeyeceğim. Ancak ne zaman ki yolum gurbete düştü, o zaman ben de vatan hasretiyle Tarihi Yarımada yollarına düştüm ve pek çok şeyin değiştiğini gördüm.

İstanbul’a en son, Ocak 2012’de gittiğimde tarihi-turistik gezi yapmak için ‘yanlışlıkla’ pazartesi gününü seçtiğimiz için, o gün tek açık olan yer olan Topkapı Sarayı’na gitmeye karar verdik. Ancak bizden başka beş yüz milyon turist de aynı şeyi yapmaya çalıştığı için, içeri giremedik ve kendimizi müze dükkanının içinde bulduk. İyi ki de bulmuşuz çünkü bu mağaza, gördüğüm en iyi ve kapsamlı müze dükkanlarından biri çıktı. Mağazadaki çeşit fazlalığı ve ürünlerin kalitesi karşısında hayrete düştük. Tüm bunlar da içerideki ilk beş dakikamızı sürekli ‘vaay bee’ diyerek geçirmemize sebep oldu.

Müzede en beğendiğimiz parça, metal bir kutunun içine sıkıştırılmış ‘İstanbul Havası’ydı:

İstanbul Havası

Bu pazarlama dehası kutuyu görünce çok heyecanlandık, hemen gurbetteki arkadaşlarımıza beş-on tane alıp hediye edelim dedik. Ancak heyecanımız kısa ömürlü oldu, kutucuğun fiyatını (16 TL!!) öğrenince kendisini itinayla yerine bıraktık ve mağaza içindeki gezimize devam ettik. Kutucuğun fiyatının fahişliğine rağmen, altında yatan fikir çok hoşuma gittiği için, kendisinin varlığını sizlerle paylaşmak istedim. Ha bir de Hollanda’da yaşayan ve İstanbul’a hatırı sayılır sıklıkta giden biri olarak, bu kutunun parasını çıkarmama imkan yok ama belki İstanbul’a çok sık gidemeyen Amerika’daki arkadaşlar ilgilinebilir diye düşündüm.

Reklamlar

2 thoughts on “İstanbul Havası

  1. Mesele Istanbul’un havasini solumak degil yegen, mesele istedigin zaman Istanbul’un havasini soluyabilecegini bilmek, bu imkana sahip olmak. Bundan dolayidir ki 16 liralik fiyat fahis degildir, satilan hava ya da konserve degildir. Satilan bir fikirdir…

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s