Göcek’te yelkenli teknede tatil keyfi

Bir grup arkadaş olarak güneş ve denizin tadını en çok çıkarabileceğimiz, en güzel tatil yapma şekli olarak gördüğümüz yelkenli yat ile bir tatili daha geride bıraktık.

Yelken seyrinden keyif alanlar ve Göcek’in cennet koylarına hayran herkesin bizim edindiğimiz deneyimlerden faydalanabileceğini düşünerek notlarımızı paylaşmak isteriz (Aynı zamanda her zamanki gibi kendi balık hafızalarımızla da savaşıyoruz, eminiz ileride buraya dönüp bakacağız) .

Yalın, Ülkem, Ezgi, Erman, Aliço, Çağrı ve Atacan‘dan oluşan 7 kişilik bir ekiple 15-22 Haziran 2013 olmak üzere bir haftamızı Göcek koylarında geçirdik.

crew

Tekne ekibi Göbün’de

Lafı fazla uzatmadan hemen seyir günlüğümüzü paylaşalım:

15 Haziran 2013 Cumartesi

43 feet’lik Bavaria teknemizi Ankara merkezli MTM yatçılıktan kiraladık (Yalın’ın olağanüstü çabaları sayesinde oldukça uygun bir fiyatla).

Bavaria 43, Ipoliti

Bavaria 43, Ipoliti

Ofisleri Göcek D-Marin’de, teknemiz Ipoliti de marinanın en ucundaki H kodlu iskeleye bağlı. 15:00 civarı buluşup resmi evrak işlerini halledip alışverişe çıkmamız 16:00’yı buldu. Ekiplere bölünüp çantalarımızı tekneye götürdük, alışverişimizi hallettik (7 sayfa ve 900 TL tutarında), brifingimizi aldık derken saat 18:00 civarı çıkabilecek noktaya gelmiştik ama çift dümenli teknenin iskele tarafındaki dümeninin sancak taraftakiyle beraber hareket etmediğini fark ettik. MTM’nin ustası ve Tolga Bey iki dümeni birbirine bağlayan zincirin yerinden çıkmış olduğunu tespit etti ve şirketin bir başka teknesinden aynı zinciri çıkarıp bizimkindeki problemi çözdü. Bu şekilde bir yarım saat daha kaybettikten sonra 18:30 civarı Manastır Koyu’nun batı tarafındaki Kapı Koyu’na doğru seyretmeye başladık (36° 38.7′N – 28° 51.1′E). Marinadan çıkar çıkmaz yelkenlerimizi açtık, kısa bir süre 3 knot hızla orsa seyir yapabildik ama fazla uzun sürmeden hava kaldı. Motor ile devam etmeye karar verdik zira hava kararmadan Kapı Koyu’ndaki Wall Restoranın iskelesine yanaşmak istiyorduk. Tersane Adasını iskelede bırakarak 20:30 gibi iskeleye vardığımızda hava tamamen durgundu ve kıyıya paralel inşa edilmiş iskeleye sancaktan aborda olmamız zor olmadı. Akşam yemeğini teknede yapmak istediğimiz için kahvaltıda restorana gitmek üzere konuştuk.

Akşam yemeğinin menüsü köfte, makarna, kıvırcık salata ve patlıcan salatasından oluşuyordu. Yemeğin tamamlayıcısı ise kimileri için bira, kimileri içinse Leton marka ‘rose’ şaraptı. İki sene önce geceleri havuzluğu aydınlatmak amacıyla Göcek’te bir elektrikçiye yaptırılan  12 voltla çalışan fener ne yazık ki unutulmuştu. Yalın Kaptan’ın yanında getirdiği iki adet güçlü el feneri ve ince halat vasıtasıyla çoğunluğu mühendis olan tekne ekibimiz kolayca bu soruna bir çözüm buldu ve gece için gerekli havuzluk aydınlatmasını sağlamayı kolayca başardı. Yemek sonrası yapılan sohbet gece yarısına yakın noktalandı ve herkes dinlenmek için kamaralarına çekildi.

16 Haziran 2013 Pazar

Sabah kalk borusu saat 8.00’de çaldı ve yarım saat içinde kahvaltı için restorana geçildi. Kahvaltı menüsünün ana unsuru menemen idi. Bazılarımızın acıya dayanma limitinde olsa da bu lezzetli menemen son lokmasına kadar afiyetle yendi. Bunun dışında masaya fiks menü usulü gelen yiyecekler ise son derece taze domates ve salatalık, enfes bir tereyağı, beyaz peynir, bal, etli yeşil zeytin, kütür kütür karpuz ve fırından henüz çıkmış tava ekmeği idi. Bu leziz kahvaltıyı bir Türk kahvesi ile sonlandırmak tabii ki kaçınılmazdı. Yarım saatlik bir deniz keyfi sonrası, saatler 12.00’yi gösterirken artık yelkenlerin fora edilme vakti gelmişti. Bu uzun sabah keyfinden dolayı orada hala demirli olan birkaç taneden biriydik. Pruvamızdaki tekne çoktan iskeleyi terk etmişti. Her ne kadar kafadan hafif bir rüzgar olsa da baş taraftaki rahat alan bize kolayca manevra yapma imkanı veriyordu. Yalın Kaptan dümende, geri kalanlar ise kendilerine verilen görevlerinin başındaydı. Öncelikle baş çapraz halat boşlandı. İskeleye yollanan bir adam önce teknenin başını, sonrasında ise kademeli olarak kıça ilerleyerek teknenin tamamını itmek suretiyle tekneyi iskeleden uzaklaştırdı. Bu esnada kaptanın başı açmak için yaptığı iskele alabanda hamlesi sancak kıç omuzluğu iskeleye yapıştıracaktı. Buna önlemimiz ise kıç omuzluğa konan ekstra usturmaçalardı.

5 ila 12 knot esen tatlı rüzgarla yapılan iki saatlik yelken sonrası yüzme ve yemek molası Hamam’da verildi. Demirlenecek yer olarak ise kıyıdaki yıkıntıların  50 metre kadar batısı seçildi. Bu koyun duvar diye tabir edilen dip yapısı dolayısıyla demir 20 metre derinliğe atıldı. Atılan 30 metrelik demirin tutması tornistan verilerek sağlandıktan sonra yavaş yavaş biraz daha zincir bırakıldı ve kıyıdaki babalardan birine kıçtan kara yapıldı.  Atılan 40 metrelik demir ve kıçtan kara bazen tatlı sert esen rüzgara rağmen teknenin iki saat kadar burada sabit kalması için yeterli oldu.

Gece konaklamak için seçilen koy ise Sıralıbük Limanı idi (36°39.7’N – 28°51.8’E). Yarım saatlik bir pupa seyrinden sonra koyun batı yakasındaki şamandıralardan birine bağlanıldı. Kaptanımızın usta manevraları sayesinde kıçtan yaklaşılan şamandıraya geçirilen bir halat dikkatlice teknenin başına taşındı. Şamandıranın tepesindeki halkaya geçirilen haladın bir ucu sancaktaki, diğer ucu ise iskele tarafındaki baş koçboynuzlarına voltalandı. Yaklaşık iki saatlik bir çay ve sohbet molasından sonra artık yemek hazırlıkları için vakit gelmişti. Menüde köfte ve bezelyeli pilav vardı.

17 Haziran 2013 Pazartesi

Bir gece önce alargada durduğumuz Sıralıbük Koyu’nda uyandık. Sabah koydaki zeytin ağaçlı taşlık plaja Zodiac ile gittik, kürek çekerek. Amaç tuvalet ihtiyacını gidermekti, hem de büyük… Ancak plaj son derece dikenli ve sinekli (arı, sinek, çekirge vs.), bu nedenle büyük tuvalet için çok da uygun olmadığı kararına varildi.  Daha sonra keşfe çıkan ekibin, koyun denizden bakarken sağında kalan ağaçlık tepelerinin tuvalete daha uygun olduğu belirlediğini hatırlatmak isterim.

Ardından, muhteşem bir kahvaltı hazırlandı. Sucuk, omlet, taptaze domatesler, zeytinyağına banılan ekmekler… Mükellef kahvaltının ardından Zodiac ve kürekleri yerine yerleştirildi. Daha sonra, şamandıradan ayrılarak Tersane Koyu’na doğru yol aldık (Tersane Adası’nın Kuzeybatı köşesi, girişine yaklaşmadan uzaktan seçilmeyebilir). Saat 12:15’te Tersane Koyu’na ulaştık. Sıralıbük ve Tersane koyu karşılıklı. Tersane Koyu’na denizden bakıldığında sancak tarafı daha derin olduğu için sancak tarafından yanaştık.  Zincir atıp kıçtan kara yapılacaktı ancak buradan ayrılma kararı aldık. Koy güzel, antik kalıntıların da olduğu koyda birçok yelkenli tekne de vardı, epeyce kalabalıktı. Koyda bir de restoran yer alıyor. Daha gölgeli ve tenha bir zamanda tekrardan gelinebilir.

Koylardan çıkıp Fethiye Körfezi’nde yelken yapamaya karar verdik, su an için herhangi bir rota belirlemedik.

ekip

ekip

Koylardan körfeze çıktık, dümende Çağrı vardı. Fethiye körfezi içinde çokçası esintili ve güzel bir hava vardı. Yelkenleri açtık ve körfez içinde orsa, dar apaz, apaz seyirlerinde devam ettik. Fethiye girişine yaklaşmışken tramola atarak geri dönmeye başladık, yine orsa seyri ile Bedri Rahmi Koyu’nun (aslında Taşyaka Koyu (36°41.7’N – 28°52.2’E) ) hemen yanındaki küçük koya gitmeye karar verdik. Bu sırada bir süre geniş apaz seyri ile de ilerledik. Koya yaklaştıkça rüzgâr azaldı. Bedri Rahmi Koyu’nun girişinde kayalık da diyebileceğimiz küçük bir adacık var, denizden gelirken adacığı iskelemizde bırakarak içeri girdik, bu esnada yelkeni indirmiş ve motoru açmıştık. Burada demirleyip kıçtan kara yaptık. Sığ olduğu için biraz uzaktan yüzer halatlar ile kıçtan kara yaptık.

Demir atarken, tüm zincir yanlışlıkla boşaldı, burada Atacan zinciri boşlarken durdurmaya çalıştığında her nedense ırgatta olan bir mekanik sorun yüzünden tüm zincir denize salındı. Irgatın saldığı zincirin ardından zinciri tutan halat da salınmıştı. Erman ve Yalın zinciri kendi kuvvetleriyle biraz rahatlattılar ve halat, 60 m uzunluk işareti ve zincir, ırgatın çekme yoluna itilerek yerleştirildi, zincir çekme yoluna sokuldu ve ‘Up’ düğmesi ile zincir ve demir geri çekilerek tekrar yukarı alındı. Bu esnada ırgat ile ilgilenen herkesin muhakkak eldiven ve ayakkabı giymesi gerektiği dersini aldık. Yalın’ın ayağında küçük bir kanama oldu. 2. Denemede zincir 20-30 m salındı ve bu sefer zincir tuttu. Kıçtan kara için hazır edilen halat Ezgi tarafından büyük bir kayaya bağlandı. Burayı çok beğendik.

Akşam ise Büyük Sarsıla Koyu’na gittik (36°39.8’N – 28°51.2’E), yakın  bir koy. Şamandıra ile alarga bağlandık, ancak bazı teknelerin ayni zamanda babalar ile kıçtan kara yaptığını da gözlemledik (Herhalde fazla sarsılmamak için). Saat 18:30 idi. Gece Ezgi, Ülkem ve Çağrı yemek yaptı. Yemekte beyaz peynirli kabak ve salçalı makarna vardı.

Gece ile ilgili bir detay… Akşam gün batarken çöp dökmeye Zodiac’la giden Erman ve Ata, fener ve zıpkınla dalış yapanları gördüler. (Bu arada koydaki balıkçı iskelesinde çöp çıkarmak yasaktır yazıyordu, anlaşılan plajın işletmesi teknelerin çöp bırakmasını istemiyordu). Ata tekneye dönünce zıpkıncıları Sahil Güvenliğe ihbar etti ve yarım saat sonra gelen SG zıpkıncıları yakaladı. Atraksiyonlu gece devrilen 1 şişe tekilanın limon, tuz ve şeftali eşliğinde tüketilmesi ve denize girmeyle son buldu.

18 Haziran 2013 Salı

Büyük Sarsala koyunda saat 9.00 civarı uyandık, önceki günlerin aksine hava çok sıcaktı. Denize girme, kara operasyonu, kahvaltı derken ayrılmamız saat 12.00’yi buldu.  Dar boğazdan geçip 10-15 knot güneybatı rüzgarı ile (apaz seyri) Fethiye Limanı’ndan ölçersek yaklaşık 5 mil güneydeki Rüzgarlı Tepesi’nin batı yakasındaki ufak bir koya yönlendik. Ezgi Kaptan teknemizi başarılı bir şekilde iki teknenin arasındaki dar boşluğa çekti, sıkıntısız bir şekilde kıçtan karamızı yaptık. 25 metreye 45 metre demir attık, tutması yüzleri güldürdü. Yaklaşık üç saat deniz ve yemek molası gayet keyifli geçti. Asıl sürpriz koydan çıkarken demiri alamamamız oldu. Demir 30 metre civarında bir yere takılmıştı, ırgatın gücü demiri çekmeye yetmiyor, ırgat yine zinciri kitleyemiyor, boşa dönüyordu. Yaklaşık yarım saat demiri kurtarmak için çeşitli şeyler denedik (tornistan verip teknenin ağırlığıyla kurtarma, zincire halat bağlayıp çekme girişimi, salıp tekrar toplama denemeleri), sonunda tekneyi rüzgara karşı ilerletmek suretiyle (zinciri alta alarak) zinciri kurtardık ve demiri aldık. Tatlı bir rüzgarla Fethiye’ye kadar yelken yaptık ve Ece Marina’ya saat 17.00 civarı vardık. Tekneyi yıkadık, su ve elektrik aldık,  alışveriş ve duşlar aradan çıktı. MTM’nin ustası ırgata bakmak için geldi (özet aşağıda). Ece Marina’da sıcak su olmaması ve internetin doğru düzgün çalışmaması tam bir hayal kırıklığı oldu, özellikle de 55 Euro gece fiyatı olan bir marina için. Tabi kızların suyun soğuk olmasını bahane edip saatlerce geç kalmasını da not etmek gerekir.  Saat 20:30’da marinadan Fethiye merkezde balık pazarındaki Hilmi Restoran için ayrıldık. Yemek gerçekten enfesti. Ahtapot ızgara ve tereyağındaki karides gecenin favorileriydi. Balık olarak da ızgara fileto balık ve barbun tava gerçekten çok lezzetliydi.

Balık pazarı

Balık pazarı, Hilmi Restoran

Sonrasında ufak bir yürüş yapıp, maraş dondurması yedik ve geceyi Fethiye’deki favori barımız Car Cemetery’de bitirdik. Canlı müzik bizi saat 2 buçuğa kadar eğlendirdi, grubun performansı son derece iyiydi.

Usta:

Irgat, göbeğindeki boşluğa kolu takarak laçka ediliyor. Diğer delik kullanılmıyor (bu ırgata özel bir durum, genel değil). Bu mili fazla sıkmaya gerek yok. Kol kuvveti ile sıkmak yeterli. Eğer ırgat zinciri toplarken boşa dönerse mili elle sıkmak yeterli. Zinciri toplarken 10 metrede bir ırgatı 2-3 saniye dinlendirmek faydalı. Çapanın takılması durumunda zincirin bir halkasından halat geçirerek veya kazık bağı ile zinciri teknenin başındaki iki koçboynuzuna sabitlemek ve tornistan ile zincire abanmak lazım. Böylelikle yük ırgata değil, koçboynuzlarına biner.

Teknenin tuvaletindeki problem tıkanıklıktan dolayıymış. Bunu gidermek için zeytinyağını tuvalete döküp pompalamak yeterli oldu.  Pis su deposundan tuvalete geri su dolması aradaki diyaframın kaçırmasından dolayıymış. Engellemek için kullanım sonrası tuvaleti bol su ile temizlemek bir çözüm. Böylelikle geri dönen su bu son pompalanan temiz su oluyor.

Hız pervanesini temizlemek teknenin içinden de mümkün. İlla teknenin altına dalmak şart değil. 43 feet teknemizde bu pervaneye ön kamaranın içindeki (kapı dibi) yer döşemesini kaldırmak suretiyle ulaşıldı. Bu bölmedeki vidalı kapağı açarak pervaneye ulaşılıyor. Kapak açıldığında tekneye su dolmasın diye bu bölmede saklanmış olan kapaklı tıpayı hızlıca monte etmek lazım. Pervane kapağını sökerken ve geri takarken yerdeki bölmeye dolan suyu tamamen boşaltmak ve en son kurulamak lazım. Birkaç dakika sonra yapılacak bir kontrol ile kapağın yerine iyice oturup oturmadığı anlamak mümkün.

Kopan Türk bayrağını yerine takmak için tayfalardan biri ana yelken direğine çekildi. Oturak balon mandarına bağlandı. Mandarın diğer ucu ise sancak tarafındaki kemerden geçirilip vince bağlandı. Bir adam vinç vasıtası ile tayfayı yukarı çekerken haladın çekilen ucu sürekli olarak başka bir tayfa tarafından güvene alınmalıdır. Direğe çekilen adam yüzü teknenin kıçına bakacak şekilde direğin önünden, ayakları ile kendini direkten iterek yukarı çıkmalıdır. İnişte ise halat çok dikkatli bir şekilde boşlanmalıdır.

19 Haziran 2013 Çarşamba

Sabah yoğun bir sıcakla uyandık, kahvaltımızı ettik ve temel ihtiyaçlarımızı karşıladık. Bir grup mükemmel meyveler almak için Fethiye merkeze, pazara giderken, kalanlar tekneyi hazırladı. Marinadan çıkışımız öğleni buldu. Rüzgar açısından çok şanslıydık, 15-20 knot arası esiyordu. Yalın kaptan Göcek yolunda bizi adeta uçurdu, ortalama hızımız 6-7 knotu buldu. Çağrı tramolalardaki etkili duruşuyla göz doldururken, Ezgi Erman Ali (ama Ali aslan gibi) gibi isimlerin bitmesi gözlerden kaçmadı. Göcek’te koyun içine girmemizle rüzgar sürekli yön ve kuvvet değiştirir oldu. Yıpranan Yalın Kaptan yerini efsane denizcilerden Ata Kaptan aldı. Zor şartlarda mükemmel performansıyla kısa zamanda Göbün Koyu’na (36°38.7’N – 28°53.6’E) girdiğimizde saat 16.00’yı gösteriyordu.

Göbün

Göbün

Restoranın iskelesine kıçtan sorunsuz bir şekilde yanaştık. Koyun temiz ve berrak sularında yüzmeli, dinlenmeli, su altı fotoğrafı çekmeli birkaç saat geçirdikten sonra akşam yemeğini hazırladık.

Yoğurtlu semizotu ve bol malzemeli güzel bir kısır bütün gün aç acına beklemiş mürettebata gün yüzü gösterdi. Sonrasında manzaralı tepeye yapılan doğa yürüyüşü yemeğin ağırlığını aldı ve bu güzel akşam beyaz şarap eşliğinde sonlandırıldı.

Tepede

20 Haziran 2013 Perşembe

Bir önceki günün, gece dışarı çıkmanın ve Fethiye’den Göbün Koyu’na (pilotta Kapı Creek diye geçiyor) uzun seyrin verdiği yorgunlukla ancak 9.30’da uyandık.

Göbün Koyu’ndaki restoranda kahvaltıya oturduk. Kahvaltı kalitesi iyi ama servis kötü (Kapı Koyu’ndaki Wall Restoran ile aynı tuttu – 175TL).

11.30-12.00 gibi yola çıktık, hava ciddi bunaltıcıydı.

Kapı koyunun tam arkasındaki koya kıçtan kara yaptık – pilotta Ragged Bay diye geçiyor.

Erman kaptan yanaştırdı – 20 m’ye 40 m demir attık, iyi tuttu.

Deniz çok berraktı, sıcaklığı on numaraydı, yüzdük, takıldık.

Oradan sonra güneydoğudan 14 knot hızlı rüzgarla apaz seyri ile açıldık, 45 dk sonra rüzgar azaldı, dönüşe geçtik, iskeleye doğru kavança atarak Darboğaz’a (Domuz adası ve Kapıdağ Yarımadası arası) yöneldik. Domuz Adası’nın arkasına düşünce hava kaldı, güçlükle atılan bir iki tramola ile açılmaya çalıştık, pek işe yaramayınca motoru çalıştırıp Darboğaz’a yönlendik. Darboğaz’dan geçtikten sonra Göbün Koyu açıklarında rüzgar arttı, Küçük Sarsala’ya kadar 8-10 knot rüzgarla orsa seyirle seyrettik. Evvela Küçük Sarsala’ya bir bakış atıp kararlaştırdığımız üzere Büyük Sarsala’daki şamandıralardan birine bağlanmak üzere Büyük Sarsala’ya girdik. Malesef müsait şamandıra bulamayınca methini çok duyduğumuz Küçük Sarsala’daki restoranın iskelesine dönmeye karar verdik. Çok sakin bir havada tonoz alıp kıçtan iskeleye bağlandık. İskelede yaklaşık yirmi yelkenli (büyük bir yabancı grup) ve bir iki motor yat daha vardı.

Küçük Sarsala

Küçük Sarsala

Akşam yemeğine kadar olan bir iki saat zamanımızı restoranın hemen üstünde başlayan, kırmızı boyalı taşlarla işaretlenmiş patikayı izleyerek tepeye yaptığımız yürüyüşle değerlendirdik. Tepedeki manzara gerçekten çok güzeldi, Büyük ve Küçük Sarsala Koylarını, Domuz Adasını, Tersane Adasını bir arada görebiliyorduk.

Akşam restoranda oturduk. İskeledeki tekneler haricinde yan koylardan botlarla gelen de çok oldu. Anlaşılan bu restoran yörenin en meşhurlarından biri imiş. Ahtapot ve karides kalmamıştı, karavida ısmarladık.

Karavida

Karavida

Karavidanın kilosu 180 TL, biz  3 adet ve toplamda 1,5 kg karavida aldık, yanında gelen mezeler,  sarımsaklı ekmek, salata, bir büyük Yeşil Efe rakı ve karpuz ile geceyi 400 TL hesapla tamamladık (Yalın Kaptan’ın tanıdıklığının sayesinde).

21 Haziran 2013 Cuma

Sıcağın bastırmasıyla 8.30 civarı uyandık. Kısa bir denizde serinlemenin ardından kahvaltımızı yapıp çıkışa hazırlandık. Saatin erken olması (9:45) ve sıcağın etkisiyle koylara hemen girmenin anlamsız olduğunu düşünüp Darboğaz’dan açığa çıkıp biraz yelken seyrine karar verdik. Ali Kaptan’ın başı çekmesiyle Darboğaz’ı orsa seyriyle tam 13 tramola atarak geçtik, güzel bir tecrübe oldu.

Darboğaz geçişi

Darboğaz geçişi

Açıkta güneydoğu yönlü rüzgar biraz hızlanınca orsa seyirle Fethiye açıklarına doğru biraz açıldık. Seyir esnasında bulaşıklarımızı da denizde yıkayarak aradan çıkardık. Bir süre sonra Küçük Kapıdağı yarımadasındaki Kuyruk Burnu’nun batı tarafında kalan Küçük Kuyruk Koyu’nda ( 36°37’47.47″ N –  28°52’49.63″ E) demirleyip kıçtan karaya bağlanarak öğleni geçirmeye karar verdik. Buradaki deniz çok güzel ve küçük kumsal da bir harika. Öğlen menüsü olarak sarımsaklı kaşarlı ekmek hazırladık. Birkaç saat bu koyda vakit geçirip 16:30 civarı Göcek’e doğru dönüşe geçtik. Domuz ve Tersane Adaları arasındaki boğaza gelene kadar pek iyi hava olmasa da yelkenlerimizi açtık, Boğaz’da hava iyice durdu, motorla devam ettik, boğazdan çıkar çıkmaz hava artınca yeniden yelkenlerimizi açtık, Güneydoğu yönlü rüzgarla geniş apaz seyirle Göcek’e yönlendiysek de Yassıca Adalarına yaklaştığımızda rüzgar iyice azaldı ve motorla devam ettik. D-Marin’de yakıt alma imkanı olmadığından Göcek’in batı tarafındaki Marin Türk’ten mazot alıp D-Marin’e döndük. Bir hafta boyunca bize göre çok az motor seyri yapmış olmamıza rağmen 220 TL tutacak kadar (51 litre) mazot aldık. Açıkçası bu bizi şaşırttı, 100 TL’yi geçmemeyi umuyorduk. Sonradan MTM’ye danıştığımızda 55 beygirlik Volvo motorun saatte ortalama 5,5 litre yaktığını söylediler (Biz 3 litreyi geçmez diye düşünüyorduk). Buna göre hesap tutuyordu. Tekneye çekidüzen verip yıkama işlerini ertesi sabah erkenden yapıp saat 09:30 gibi tekneyi MTM yetkililerine sorunsuz bir şekilde teslim ettik.

Son söz:

Bu gezi sonrası hepimizin ortak görüşü çok güzel ve sorunsuz bir yelken tatili yaptığımızdı. Unutulmaz koylar, deniz ve güneş keyfi, yediğimiz yemekler, doğa yürüyüşlerimiz… Hiçbirini kolay kolay unutmayacağız. Seneye yapacağımız seyahati şimdiden iple çekmeye başladık, sabırsızlanıyoruz!

#direngeziparkı

#direngeziparkı

Not: Verdiği tavsiyeler ile (Büyük Sarsala’da şamandırada alargada kalma imkanı, Bedri Rahmi Koyu’nun güneyindeki küçük adanın karşısındaki ufak koy ve niceleri) çok rahat etmemizi sağlayan ve her zaman bir telefon uzaklığında ulaşılabilir olan Pınar Kaptan‘a teşekkür ederiz.

5 thoughts on “Göcek’te yelkenli teknede tatil keyfi

  1. tamamını keyifle okudum annişim, en dikkatimi çeken kısım KARAVİDA adlı balık oldu,çok merak ettim tadını??? hem masmavi bir gezi olmuş hem de arada karaya çıkarak farklı ortamlar yakalamışsınız…çok güzel bir tatil olduğu hem fotolardan hem de senin başarılı tasvirlerinden anlaşılıyor :)))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s