The Asylum

Dün gece de uyku tutmadığından viooz.co‘da film seyretmek için tatlı tatlı bakınıyodum. Şu sıralar vizyonda olan Pasific Rim‘in hemen yanında beliren Atlantik Rim, hem isim benzerliği, hem de poster benzerliğiyle dikkatimi çekti. İzlediğim ilk beş dakika ve sonraki bir kaç saat hayatımın şu son dönemindeki en eğlenceli gece yarısı oldu, öyle ki buraya taşımaya karar verdim.

Öncelikle izlediğim kadarıyla Atlantik Rim:

Filmi atlıyarak bir 10 dakika izledim ve çok eğlendim, açılış sahnesini  anlatmak istiyorum. Denizin ortasında, petrol sızıntısı olan bi petrol platformuyla, denizin dibine inmekte olan ufak bi denizaltının konuşmalarına tanık oluyoruz. Petrol platformundaki abinin yalandan bi telaş içinde, “sahibi ben değilim, ama telaşlı görüniyim ki işten atmasınlar”, oyunculuğu film hakkında bir ilk izlenim yaratmaya başlıyor. Garajdan çakma denizaltı iç dekorunda da denizaltı operatörleri fazla kıpırdamadan ellerindeki bi joystickle denizaltıyı sağa sola yukarı aşşa idare ederken, o gergin ortamda diyaloglarını unutucak gibi olup birbirlerine gülümsüyorlar. Bundan sonra olanlar, kötü bişiler görmemiz gereken radar ekranında bişi göremememiz ve akabinde oldukça kötü bir CGI ejderhanın denizden çıkıp petrol platformuna kafa atıp patlatması… Filmin gerisinide emek verip izlerseniz bol bol inanılmaz kötü oyunculuk, kafeteryadan bozma komuta merkezi ve birbirini sallamayan amerikan askerleri diyalogları var.

Gelelim bu filmi yapanlara, çünkü burası haggaten daha da ilginç:

Belki benim üzerimde çok emeği geçmiş bir New Line Cinema, bir HBO Films diil ama,  huzurlarınızda,

The Asylum

Bu abiler, zaten aşırı kalabalık olan bu sektörde kendilerine hiç kimsenin akıl edemediği bir niş bulmuşlar. Diyelim ki vizyona hit olucak bir film girdi ya da üç ay sonra girecek, bu abiler filmin kendilerince hoş bir versyonunu çekip, benzer bir isimle DVD kiralama dükkanlarına, benzinliklere satıyorlar.

Bunun sonucunda evinde izlemek için toronuna film alıcak anneanneye, teyzeye The Three Musketeers yerine kendi imalatları olan 3 Musketeers kakalıyolar. Transformers vizyona girindiğinde adamlar hemen Transmorphers’ı yapıveriyolar, üstelik devam filmi çekilirse (Transformers: Revenge of the Fallen), hemen Asylum da bi devam filmi patlatıyo, (Transmorphers: Fall of Man), böylesine harika bi kafa. İzleyebildiğim kadarıyla filmlerdeki senaryoyu da takip edemediklerinden çıkan film içeriğinde standart bir değişikliğe uğruyor, mesela Sherlock Holmes yerine, Sir Arthur Conan Doyle’s Sherlock Holmes; dev köpekbalıklı, dev ahtapotlu, dinazorlu, dev kertenkeleli versyon, tek eksiği senaryo ama o da olmasın artık! Paranormal Activity çıkınca, Paranormal Entity yapıyorlar,  yetmiyor Titanik II ‘yi çekiyo adamlar.

Peki bu yapımlar kendi kitlesi ya da kiralıyanlar tarafından nasıl karşılanıyor? Ya da bunları da izliyen belli bir kitle var mı?

Atlantic Rim, IMDB’den 1.8 gibi çok da yüksek olmayan bir skor alarak az çok bu sorumuza cevap veriyor, ama asıl bomba filmi başından sonuna kadar izlemiş seyircinin yorumlarında saklı. Kaliteli bir yapım beklerken böyle bir film izleyip hırsını alamayıp IMDB’ye döşeyen sert izleyicinin yorumları, filmi detaylara girmeden oldukça yüzeysel bir şekilde eleştiriyor. Öne çıkanlar arasında parasının karşılığını alamadığını hisseden “This movie sucks! It’s horrible”, ve son derece pişman “After watching this movie I had to shook my head as why I watched this.” kitlesi var. Pakistan’lı bir ağabey, “i am die hard fan of sci-fi and “transformer” type movies.” diye başlayıp “If you don’t have any thing to kill time count stars i promise it will be worth of your time rather then this.” diye bitiriyo.

Peki adamlar nasıl ayakta kalabiliyor?

Wikipedia sayfasında anlatıldığına göre 2005’te Spielberg War of the Worlds ‘ü çıkarttığı zaman, Asylum’da daha ucuz bir adaptasyon olan H. G. Wells’ The War of the Worlds ‘ü piyasaya sürmüş. Önde gelen video kiralama şirketlerinden Blockbuster LLC’de adamlardan 100,000 kopya istiyince adamlar uyanmış. Sonuçta sanırım yanlış kiralanan kasetlerden işletmecinin de kârı var, ve bu öyle inanılmaz bi business model ki, yapımlar genelde ilk üç ayda paralarını çıkartıyorlar.

Yazımı adamların özgün yapımlarının bir fragmanıyla sonlandırıyorum. Bir dakika sürüyo, analar neler doğuruyo, ibretlik.

Reklamlar

2 thoughts on “The Asylum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s