Yılın en sevdiğim zamanı geldi: Film Festivali başlıyor! [Festival sonrası notlarla]

Kitapçık+Program

Festival sonrası notlar:

[Maalesef sansür belası uluslararası film festivallerimize de ulaştı, ve hevesle beklediğim festival tam bir fiyasko oldu. Bakur filminin bakanlığın müdahalesiyle yayından kaldırılmasına tepki olarak tüm Türk filmleri festivalden çekildi, dolayısıyla çok görmek istediğim filmlerin çoğuna gidemedim. Açıkçası gittiklerimi de (hepsi yabancı) pek beğenmedim. Yorum ve 5 üzerinden yıldızları aşağıda bulabilirsiniz.]

İstanbul sakini sinemaseverlerin gurur duyabileceği dev organizasyon İstanbul Film Festivali 34. kez geliyor. 4-19 Nisan 2015 tarihlerinde Avrupa ve Anadolu’daki başlıca sinemalar perdelerini festivale açacak. Festival biletleri ise haftaya ön satışa çıkıyor. Bu çaptaki festivallerin en zorlayıcı bölümü olan film seçme sorunsalını çözmek gerekiyordu ki imdadıma IKSV’nin festival tanıtımı yetişti. Taksim’deki toplantıda festival direktörü Azize Tan Hanımefendi katılımcılara yaklaşık bir buçuk saatte festivaldeki onlarca filmle ilgili bilgi verdi. Bu tanıtım işimi gerçekten kolaylaştırdı, lafı fazla uzatmadan festivalde gitmeyi planladığım filmleri sıralayacağım, izledikten sonra yorum da yazarım…

Festivale Kadıköy’den eğlenceli bir başlangıç yapmayı planlıyorum, İsrail ordusunun kadın askerlerinin tezkere için gün sayma hikayesi diyebileceğimiz ‘Motivasyon Sıfır’. [Komedi öğeleri bir hayli zayıftı, benim için hayal kırıklığı oldu: **]

Sonrasında da yine bir askerlik filmi, bu sefer geride kalan bir askerin aksiyon dolu hikayesi ’71”, bir Britanya yapımı.

Sonraki durağım Beyoğlu olacak, yine iki film birden: önce bu sene en iyi belgesel oskarını alan ‘Citizenfour’, [Çok görmek istediğim bir yapımdı, Snowden’i (ve belki de onun gibi diğer ‘whistleblower’ları) anlamak açısından güzel bir belgeseldi. Monoton olmasına rağmen modern devletlerin yapatıkları-yapabileceklerini anlamak için oldukça öğreticiydi: ****]


ardından da ezilenlerin beklenmedik ancak eğlenceli ortaklıklarına tanıklık etmek için ‘Onur’la Thatcher İngiltere’sine bir yolculuk.
[Gerçekten çok keyifli güzel bir filmdi, o dönem olayların içinde yer alanların da (film gerçek hikaye üzerine kuruluydu) İngiltere’den gelmeleri ve seyircinin gösterdiği büyük ilgi ve sevgi görülmeye değerdi. Bir diğer görülmeye değer şey ise seyircimizin soru soramamasıydı, 2 kişi teşekkür etti 1 hanımefendi de Fatih Terim İngilizcesiyle 10 dakika hiçbir şey söylemeden geveledi. Neyse filme dönecek olursak, şiddetle tavsiye edilir: *****]

Festivalde gideceğim ilk Türk filmi Ali Atay’ın ilk yönetmenlik denemesi, neşeli bir yol öyküsü ‘Limonata’, film aynı zamanda Seyfi Teoman En İyi Türk Filmi ödülü adaylarından.

Bir sonraki film ise 200 dakikalık süresiyle göz korkutan bir Fransız filmi ‘Küçük Serseri’ (iyi haber kısa bir ara olacakmış). [Eğlenlenceli bir filmdi. Belki biraz ters gelecek ama taşradaki cinayet konseptiyle bana Biraz Zamanlar Anadolu’yu hatırlattı. Dizi olarak izlenmesi tavsiye edilir, aksi takdirde çok uzun ve ağır geliyor: **]

Seyfi Teoman En İyi Türk Filmi ödülüne aday gideceğim ikinci film olan ‘Kümes’in yönetmeni de bir oyuncu, Ufuk Bayraktar (Kader filminin Bekir’i). Maalesef filmin fragmanını bulamadım ancak konusunu Bayraktar’ın ağzından aktarayım: “Filmin konusu gerçekleri ve benim ninemin hayatını anlatıyor. İki kumanın koca öldükten sonra birbirlerine kalmalarını anlatıyor”

Festivalin sonuna doğru Fransız Kültür Merkezi’nde (ki denene göre gösterimin yapılacağı salon yenilenmiş) Ulusal Belgesel Yarışması’nda yarışan iki belgesel izleyeceğim: Ethem Sarısülük’ün Gezi parkı olaylarında katledilişini ve ardından ailesinin verdiği adalet mücadelesini konu alan ‘Haziran Yangını’ ve Türkiye’de insan hakları ve Trans*lara odaklanan ‘Trans* But’.

Son olarak da Ulusal Yarışma’da yarışan bir Türk filmi ‘Sarmaşık’, tek mekan filmi sevenlere gelsin.

Bonus: İki korku filminin gösterileceği Geceyarısı Çılgınlığı kuşağına da gidebilirim! Peşimdeki Şeytan [ben beğendim benim dışımda beğenen olmadı, bu filmden önce gittiğim 2 uzun filmin etkisi olabilir, yine de benden ***]  ve Ölü Kar 2.


Arabayla film oldu, anlayacağınız biz sinemaseverleri muhteşem filmlerle dolu iki hafta bekliyor. Ne diyelim, iyi seyirler! [Olmadı :(]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s